edebiyatokyanus
İÇERİK  
  ANA SAYFA
  YAZILAR
  ARAŞTIRMA-İNCELEME
  SÖYLEŞİ
  DENEME
  ATTİLA İLHAN
  ATTİLA İLHAN-KÖŞE YAZILARI
  => 'Havanda Su Dövülüyor' -Attilâ İLHAN
  => Madalyonun Arka Yüzü-Attila İlhan
  => 'Deve' mi, Yoksa 'Kuş' mu?-Attila İlhan
  => Hadi, Konuşsana İsmet Paşa!.-Attila İlhan
  => İkisi de, Sağlam NATO'cu!..-Attila İlhan
  => 'Akbaba Operasyonu' ve Sonrası-Attila İlhan
  => Seç Seçebildiğini!- Attilâ İLHAN
  => Gâzi'nin 'Dev Yalnızlığı-Attilâ İLHAN
  => Gâzi'nin 'Solculuğu'!..- Attilâ İLHAN
  => Gâzi'nin Solculuğu!(2)-Attilâ İLHAN
  => 'Reis Paşa'nın, Gelecek Tasarımı!-Attilâ İLHAN
  => 'Avrasya'nın NATO'su!-Attilâ İLHAN
  => 'Kökü Dışarda Demokrasi!.-Attilâ İLHAN
  => 'Batı'ya Parmak Kaldırmak-Attilâ İLHAN
  => Amaç Ülkeyi, 'Batı Çizgisi'nde Tutmak-Attilâ İLHAN
  => Senin 'Batılılaşma' Dediğin-Attilâ İLHAN
  => Batılılaşma, Bir tuzak- Attilâ İLHAN
  => Aysberg'in Görünmeyen Kısmı-Attilâ İLHAN
  => Intibah Basladi- Attilâ İLHAN
  => Ilericiligin Böylesi - Attilâ İLHAN
  => Gençler Müdafai Hukuk’ta Birlesmeli-Attilâ İLHAN
  => Usakligin Zirvesindeki Komprador Aydinlar-Attilâ İLHAN
  => 'Biz e Sözümüz Var!-Attilâ İLHAN
  => 'Cumhuriyet Disiplini-Attilâ İLHAN
  => 'Darbe' İçin 'Halkı Kullanmak-Attilâ İLHAN
  => 'Değişme' Var da, 'Sandıkları' Değil-Attilâ İLHAN
  => 'Dengeler' Değişiyor mu-Attilâ İLHAN
  => 'Dibe Vurmak' mı?-Attilâ İLHAN
  => 'Doğu/Batı İkiliği' Olmasın?-Attilâ İLHAN
  => Gidinin 'Dünya Bankası!..-Attilâ İLHAN
  => Yeni 'Durum'a, Eski 'Senaryo'-Attilâ İLHAN
  => Gazi ve Filistin-Attilâ İLHAN
  => 'Emperyalizm'in Son Aşaması?-Attilâ İLHAN
  => 'Türkçülüğün' Yeri 'Solda' mı-Attilâ İLHAN
  => Faşizim Kimin Sloganı-Attilâ İLHAN
  => 'Ay/Yıldızı' Sildirtecek miyiz?-Attilâ İLHAN
  => 'Film Çöplüğü'-Attilâ İLHAN
  => 'Yoksul'a, 'Sınıf Atlama' Yolu: 'Futbol!-Attilâ İLHAN
  => 'Futbolcu'nun, 'Entel'e Verdiği 'Ders'-Attilâ İLHAN
  => Futbolu'nun 'Lağım Çukuru'- Attilâ İLHAN
  => Seni, Ben Mahvederim, İsmet- Attilâ İLHAN
  => Gâzi'nin 'Tespit'i- Attilâ İLHAN
  => 'Reis Paşa', Doğru Görmüştü
  => Gâzi'nin 'Tasarımı': 'Devlet Sosyalizmi'- Attilâ İLHAN
  => 'Times Anlaşması' - Attilâ İLHAN
  => 'Türkçü'nün 'Ülkücü'ye Tepkisi-Attilâ İLHAN
  => Halka Söylemeye Dilleri Varmıyor-Attilâ İLHAN
  => 'Hancı Sarhoş, Yolcu Sarhoş-Attilâ İLHAN
  => Demokrasi Kamuflajı- Attilâ İLHAN
  => Avrasya'da dolaşan Hayalet:'Galiyef'-Attila İlhan
  => ...'Ilımlı' mı?.. Yoksa 'Bağımlı' mı?..-ATTİLA İLHAN
  => 'İlk Meclis'in Solculuğu-Attilâ İLHAN
  => Kimin 'İmparatorluğu'-Attilâ İLHAN
  => 'Irk Milliyetçiliği' Değil, 'Yurt Milliyetçiliği'-ATTİLA İLHAN
  => İşin Ucu 'Nereye' Dayanırdı-Attilâ İLHAN
  => İthal Malı' Demokrasi- Attilâ İLHAN
  => İt Ürür, 'Tarih' Yürür-Attilâ İLHAN
  => İzin Arzuhali-Attilâ İLHAN
  => 'Karen Fogg Dosyası-ATTİLA İLHAN
  => İyi ki, Bugünleri Görmediler-ATTİLA İLHAN
  => Perinçek 'i tanımazdım: tanımış oldum-ATTİLA İLHAN
  => Kimlerin, Elinde Kalmıştık-ATTİLA İLHAN
  => 'Tatlısu Frengi' Kim? 'Tatlısu Türkü' Kim-ATTİLA İLHAN
  => Sol' Yoksa, 'Demokrasi' de Yok!-ATTİLA İLHAN
  => Üstelik, Adı 'Liberal', Soyadı 'Demokrasi ATTİLA İLHAN
  => 'Mazlumlar Enternasyonali' mi?-Attilâ İLHAN
  => Parola Vatan, İşareti Namus-ATTİLA İLHAN
  => Haklı Bir Milliyetçilik-Cengiz İlhan
  => Şiir Arşivi
  E-KİTAP
  ANSİKLOPEDİK
  SATRANÇ VİDEO DERSLERİ DÖKÜMANLAR
  SATRANÇ OYNA
  ŞİİR
  DİL ANLATIM TÜRK EDEBİYATI - LİSE KAYNAK
  EDEBİYAT RADYO
  EDEBİYATIMIZDA ŞİİR ROMAN ÖYKÜ (dinle)
  100 TEMEL ESER (dinle)
  100 TÜRK EDEBİYATÇISI (dinle)
  SESLİ KİTAPLAR
  FOTOĞRAF ÇILIK
  E-DEVLET
  EĞİTİM YÖNETİMİ DENETİMİ
  RADYO TİYATROSU
  ÖĞRETMEN KAYNAK
  EDEBİYAT TV
  SÖYLEŞİLER - BELGESELLER TV
  RADYO KLASİK
  TÜRKÜLER
  GAZETELER MANŞETLER
  ÖYKÜ ANTOLOJİSİ
  DERGİLER - KİTAPLAR - KÜTÜPHANELER
  E-DERGİ
  KİM KİMDİR BİYOGRAFİLER
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  İLETİŞİM
  EDEBİYAT OKYANUS
Intibah Basladi- Attilâ İLHAN

Intibah Basladi

Türkiye bir kimlik krizi yasiyor. Çünkü Türkler yeniden kendi kimliklerini tartismaya basladilar. Bu neden ve nasil ortaya çikti diye soracak olursaniz, söyle söyleyebilirim; Türkler, daha evvel ne zaman kimlik krizi yasamislardi, buna bir bakmak lazim.
Biz Devlet-i Aliye'nin parlak zamanini yasarken Türklük iddiasinda degildik, Osmanlilik iddiasindaydik. Ve Osmanli camiasi içerisinde yasayan topluluklarin hiçbiri etnik tavirla bir kimlik iddiasina girmiyorlardi. O kadar girmiyorlardi ki, Osmanli Budin'i zaptettikten sonra, yani Macaristan'i fethettikten sonra Macaristan'in basina bir Macar'i getirip koydu. O kadar kendinden ve Osmanliligindan emin.

Türkiye'nin Kimlik Krizi

Peki bizde bu sorun ne zaman basladi. Bunu ben Ermeni arkadaslarla konusurken sik sik dile getiririm. Ermenilerin isyani, Ermenilere yapilan zulüm laflari edilir. Hep onlara sordugum bir soru vardir; Ermenilerle Osmanlilar, hatta bundan daha evvel, Anadolu Selçuklulari ve digerleri beraber yasadilar, bu beraber yasamalar boyu siz Ermeni isyani hatirliyor musunuz? Yoktur. Ermenilerin isyan hareketleri tipki Sirplarin, Bulgarlarin, Rumlarin isyan hareketleri gibi 19. yüzyilda baslamistir.

Bunun nedeni çok basittir; çünkü 19. asrin sonlarindan itibaren, 20. asrin baslarinda Batili kapitalizm, emperyalizm asamasina gelmistir. Parçalamaya karar verdigi ülkelerin basinda da Osmanli Imparatorlugu gelmektedir. Bunu parçalamak için bulduklari çare de Osmanli Imparatorlugu içindeki çesitli etnik gruplari tahrik ederek gerek dini açidan, gerek milli açidan onlara bir kimlik yakistirip o imparatorlugu dagitmaktir. Bunu yalniz bizde yapmiyorlardi, Rusya'da da yapiyorlardi, Çin'de de, Iran'da da yapiyorlardi.

Yani bizim bu topraklarda yasayan insanlarin kimlik sorunlarinin tartisilmaya baslanmasi, emperyalizmin bu ülkeyi dagitmak istemesinden dogmustur. Ondan evvel hiç kimse böyle bir tesebbüste bulunmuyordu. Kendi hayatlarini yasiyorlardi. Zaten dinlerine de müdahale edilmiyordu, dillerine de.

Eger biz onlara baski yapsaydik, biz çekildikten sonra, onlari serbest biraktiktan sonra, dinleri, dilleri, kültürleri ile oldugu gibi çikamazlardi. Halbuki çiktilar. Buna mukabil, Ingiltere veya Fransa imparatorlugunun topraklarindan çikanlar hâlâ Ingilizce ve Fransizca konusuyorlardi. Kültürlerini kaybetmislerdi. Biz böyle bir sey yapmadik. Bu çok açik ve tarihi olarakispatlanmis bir olaydir. Yani bir Bulgar, Osmanli oradan çekildikten sonra Bulgar kültürüyle çikti oradan. Demek ki o kadar yüzyil boyunca, ona o konuda bir baski yapilmamistir. Halbuki bir Senegalli çikamiyor, bir Cezayirli çikamiyor. Cezayir yazarlari hâlâ Fransizca yaziyorlar. Emperyalizm iste budur, Türkiye'de de bunu yapmak istiyordu, Osmanli'da da.

Türkçü, Emperyalizme Karsi Çikan Demektir

Emperyalizm bu diger kavimleri etnik olarak tahrik edince, Türklerin de kendi kavimleri için arastirmalara girmelerine yol açtigini görüyoruz. Daha evvel Rusya'da baslamis olan Türkçülük hareketi Türkiye'ye sirayet etti. Simdi pek çok insanin unuttugu veya hatirlamak istemedigi bir sey var; Kuvayi Milliye'yi ve Müdafaa-i Hukuk’u örgütleyenler Türkçülerdir. Onlar daha önce Türkçü hareketin içindedirler. Bunu dürüstçe yazan Falih Rifki Bey vardir. Türkçü oldugunu söyler. Türkçü ne demektir? Türkçü, Batili emperyalizme karsi ayaga kalkan ve ona karsi çikan adam demektir. Türkçü, Türk kimligini açiga çikarip, Batilinin ona olan baskisina karsi koyan adam demektir. Türkçü, tam bagimsiz ve özgür bir ülke olarak devam etmesini saglayan adam demektir.

Simdi bu hava içerisinde Anadolu hareketine giriliyor ve Anadolu hareketi içerisinde Ankara'ya karsi isyan eden gruplari, ki pek çoktur, resmi tarih yeteri kadar incelemiyor. Yani Düzce isyanindan tutun da, Seyh Sait isyanina kadar... Bunlarin hepsinin dibini kurcaladigimiz zaman sasilacak bir sekilde etnik bir tahrik buluyoruz. Meclis kuruldugu zaman, Meclis etrafindaki bütün bölgeler isyan ederler. Isyanin dibini kurcaladiginiz zaman, ya Çerkezler çikar, ya Kürtler çikar, yani etnik bir sey çikar. Bati daima bu oyunu oynamistir.

Türkiye Cumhuriyeti ilan edildikten sonra, Mustafa Kemal Pasa ölene kadar, II. Dünya Savasi çikana kadar hiçbir etnik sorunla karsilasilmamistir. Diyeceksiniz ki isyanlar var; dogru, en basta Seyh Said isyani var, o bir petrol ve seriat isyanidir. Ingilizler tarafindan örgütlenmistir. Ikincisi Dersim isyani vardir. Dersim isyani çok iyi biliyorsunuz ki Hatay'la ilgilidir. Türkiye Hatay üzerinde Misaki Milli sinirlari içersindedir diye bir iddiada bulununca, Fransizlar böyle bir ise kalkismislardir. O zaman tabii Mustafa Kemal Pasa sag oldugu için kisa sürede halledilmistir.

Mustafa Kemal'in Vermeye Çalistigi Kisilik

Bunun disinda Türkiye'de bir kisilik hareketi olmamistir. Bunlarin da etnik olmadiklari aslinda konjonktürden bellidir. Peki o zaman Türkler neydiler?

Türkler bir kisilik elde etmeye çalistilar. Mustafa Kemal Pasa’nin Türklere vermeye çalistigi kisilik kendisinin kafasinda dogmus bir sey degildir. Bir defa onun ne kadar ulusalci bir adam oldugunu anlamak için bir tek seye bakmak kâfidir. Türkiye istiklalini kazandiktan sonra Kemal Pasa, Tarih Kurumu kuruyor. Yahu sen askersin, cumhurbaskani olmussun sana ne tarihten! Biliyor o, farkinda, Türklerin kimligini olusturmak lazim, ortaya çikarmak lazim. Bunun için de tarihi çok ciddi bir sekilde inceleyeceksin baska çaren yok. Bu nasil incelenecek; tarih alimlerini çagiracaksin, toplanacaklar, kurultay yapacaklar. Kararlar alinacak.

Bununla yetinildi mi? Hayir. Bir ümmet kültüründen geldigimizin son derece farkinda, çünkü dilinde bir ümmet kültürünün getirdigi bütün özellikler var. Osmanlica, hem Farsça'yla hem Arapça'yla iliskili. Farsça-Arapça Islam'in dini dilleridir. Nasil Hiristiyanlikta Latince ve Yunanca böyle bir özellik tasiyorsa, Islamiyet'te de bunlar tasiyor. Osmanlica'da bunlarin olmasi çok dogaldir. Ama sen milli bir devlet olursan, ki milli devlet kendi dilini olusturmak zorundadir ve bunun tesebbüsü için Dil Kurumu'nu kuruyor. Tarih Kurumu'nu kuruyor ve bunlarla ulusal devletin platformunu hazirlamaya çalisiyor. Öbür taraftan da sanatta da "Türkleri nasil olur da ümmet kültüründen çikarabilirim" diye ugrasiyorlar. Bunun için de ulusal siir, ulusal roman, ulusal edebiyat gibi temalari ciddi sekilde izlemeye çalisiyor. Bu o günlerin edebiyatina, kültür hayatina, fikri hayatina baktigimizda çok net görünüyor.

Yurt Milliyetçiligi

Zaten Mustafa Kemal Pasa'nin Kemalizminin oturdugu fikri zemin, aslinda Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp'in bir sentezidir. Bunlarin ortaya atmis oldugu bütün düsünceleri, Mustafa Kemal Pasa kendi düsüncesi içinde yogurmus, alimlerle paylasarak bunlardan ortaya bir Türk Milliyetçiligi çikarmistir. Bu milliyetçilik kesinlikle soven degildir, irkçi degildir. Çünkü açikça söyler, dünya milletleri kardes olmuslardir. Bunlar tartisilamaz. Ve Türkiye'deki Cumhuriyet hareketlerini ve Istiklal Savasi’ni yapanlarin da Türkler, Lazlar, Çerkezler, Kürtler, hepsinin bir araya gelerek yaptiklarini söyler. Ve bu böyle karma bir harekettir.

Peki Türk kimligi nedir? Türk kimligi irka dayanan bir kimlik degil, daha çok kültüre ve yurda dayanan bir kimliktir. Yani bu topraklar üzerinde yasayan insanlar Türk sifatini tasirlar. Ama bunun içerisinde çesitli etnik kökenler olabilir. Üniter devlet fikrini Fransa'dan almistir. Fransiz Cumhuriyeti'nde, Korsikali vardir, Bask vardir. Baska baska dillerde kanunlari, kendilerine göre kültürleri vardir bunlarin. Ama bunlara sen nesin dedigin zaman Fransizim derler, sonra da eklerler, ben Bask kökenliyim derler.

Simdi Türkiye tamamiyle modernist bir devlet olarak düsünülmüstür. Istiklal Savasi bir çesit Fransiz Devrimi’nin tekraridir. Biz Istiklal Savasi’ni yaptik, bagimsizligimizi kazandik, yalniz o degil, biz Istiklal Savasiyla birlikte bir inkilap yaptik. Bu inkilabin içersinde de hakimiyetin bir kisiden çikip, millete intikalini sagladik. Iste Fransiz Devrimi’nin yaptigi budur. Biz, ulusal, demokratik ve laik bir devrim yapip bir devlet kurduk ve bunun kimligi de çok netti. Bu, Türk devleti, Türk kimligidir.

Milli Egitim

Ama bu kimligin bir yurt milliyetçiligi getirdigini, kesinlikle bir irkçi milliyetçiligi olmadigini bilmek lazimdir. Böyle bir hava içersindeydik biz. Bunu saglamak için çok önemli bir seyleri gördü. Yeni yetisecek olan nesillerin, neresinden bakarsaniz bakin, ulusal bir kültür almalariyla olabilirdi. Iste o zamanlar çesitli Maarif Kongreleri yapildi. Büyük tartismalardan sonra, ulusal bir kültürle nasil yetistirebiliriz fikri karara baglandi. O karari hepiniz biliyorsunuz, Tevhid-i Tedrisat Kanunu. Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Türkiye'de, bir; Yabanci okullari, yani misyoner okullarini tasfiye etmistir. Iki; dini okullari, yani tekkeleri, medreseleri vb. diger dini müesseseleri tasfiye etmistir. Bunlarin yerine bu laik, demokratik egitimi saglayabilmek için egitimi birlestirerek bir tek egitim sistemi getirmistir. Bunun için de örnek, yine Fransa alinmistir. Nasil Fransa ihtilalden sonra misyoner mekteplerine karsi inkilabi ve ulusalligi yerlestirmek için yeni, laik, demokratik ve ulusal bir egitim sistemi kurmussa ve bu egitim sisteminin kaleleri liselerse, bizde de ayni sey yapilmis. Bizde de laik, demokratik, ulusal bir egitim için liseler kurulmustur.

Liselerde o zamanki egitim yurttaslik üzerine kuruludur. Biz o egitimden geçtik. Bizi yikamamalari da ondan. Çok saglam bir egitimdi. Biz lisede felsefe, sosyoloji, psikoloji, astronomi, mantik ve estetik derslerinin hepsini derinlemesine okurduk. Bu liselerde ve bu egitimle Türkiye'de yurttas yetistiriliyordu. Yetisen yurttaslar da Cumhuriyet'e sahiptiler.

Yani evvela ulusallik kuruluyor. Onun gelisebilmesi için ulusal egitim ve ögretim kuruluyor. Bu, birlestirilerek yapiliyor. Ama bununla yetinmiyor Cumhuriyet...

Gazi’nin Milli Iktisat Programi

Mustafa Kemal Pasa, ayni zamanda da bir ulusal ekonomi gerçeklestirmeye çalisiyor. Bunu önce Izmir Iktisat Kongresi'nde çok açik bir sekilde tüccarlara birakmistir. Ama sunu söyler: "Nasil elbirligiyle bir Misak-i Milli gerçeklestirdiysek, ayni sekilde bir say Misak-i Milli’si gerçeklestirecegiz." 'Say', emek demektir. Bir emek Misak-i Millisi koyuyor. Çünkü Mustafa Kemal Pasa Galiyef'in fikirlerine sahiptir. Biliyor muydu yoksa kendiliginden mi söylüyordu? Burasi henüz meçhul. Ama dünyada, özellikle sömürülmüs olan ülkelerde siniflarin tam olusamadigini çünkü hakim siniflarin yabanciyla isbirligi yapan komprador kapitalist oldugunu, geri kalanlarinin hepsinin üç asagi bes yukari 'halk' diye adlandirilabilecegini ve bunlarin hepsinin antiemperyalist bir cephede bulusmasi gerektigini savunuyordu. Halk Partisi'ni de böyle kurmustu.

Simdi bu çerçeve içerisinde bunun ekonomisi ne olacakti? Gazi'ye göre, bunun ekonomisi; kamu öncülügünde bir kalkinma olacakti. Kamu öncülügünde bir kalkinmanin da nasil örgütlendigini hepimiz biliyoruz. Sümerbankindan Etibankina biz, bütün alanlarda devletçi ama halkçi-devletçi bir programa basladik. Bunu uygulamaya girdik. O dönemlerde Türkiye Cumhuriyeti'nin kalkinma hizi yüzde 8, yüzde 9'larda seyreder. Bes kurus borç almayiz. Osmanli borçlarini öderiz, bitiririz. Türkiye'de enflasyon çok düsük, önemsiz bir derecededir. Kendine göre ithalatimiz ihracatimizi dengelemistir. Dengeli, ulusal bir ülke halindedir.

Simdi bu tablo çok açik, bir Kemalist tablodur. Türkiye'nin Kemalist geçmisidir. Bu zurna nerede zirt der?

Bu zurna, ilk önce 2. Dünya Savasi'nda sonra da Soguk Savas döneminde zirt der. Çünkü Mustafa Kemal Pasa ölünceye kadar Türkiye'nin emperyalizmle hiçbir iliskisi yoktur. Antiemperyalist bir savastan çikmistir. En büyük dostu, yakini, müttefiki Sovyetler Birligi'dir. Balkanlari Balkan Pakti ile, Ortadogu'yu Sadabat Pakti ile kontrol eder. Bagimsiz, güçlü, yeni bir devlettir.

2. Dünya Savasi’ndan Sonra Amerika’nin Kucagina Oturduk

Türkiye Cumhuriyeti'nin teklemeye baslamasi 2. Dünya Savasi'yla olur. 2. Dünya Savasi'ndan itibaren Fransizlar ve Ingilizlerle ittifak dener. Bu ittifak aksar. Niye aksar? Fransizlar yenilir, Ingilizler bizi savasa girmeye zorlar. Biz, savasa girecek durumda olmadigimizi söyleriz. Çünkü Almanlarla kiristiririz. Almanlarla kiristirirken Almanlar bizden krom satin alirlar ve silah yaparlar. Ingilizler buna kizar. Ama biz Almanlarla isbirligini sürdürürüz. Çünkü Almanlar Rusya'ya saldirinca, 'Oradaki Türkleri acaba apartabilir miyiz?' diye bir hayal kurarlar. Maresal Fevzi Çakmak'la Sükrü Saraçoglu Almanlarla gizli temaslara girer. Oralara biz buradan adam göndeririz. O ülkeleri yönetsinler diye... Yani Tataristan'a. Böyle bir takim tesebbüslerimiz vardir.

Almanlar yenilince biz çok müskül duruma düseriz. Çünkü Sovyetler Birligi gelip Almanlarin Hariciye Bakanligi'ndan bizim bütün bu gizli hikayelerimizi ögrenir. Ögrenince Ruslarin kafasi kizar. Ruslar bizden toprak ve Bogazlar’dan geçis isterler. Biz telasa düseriz. O telasta ne yapariz? Gider, Amerika'nin kucagina otururuz.

Iste ondan sonra baslar bugünkü krizin ucu. Biz Amerika ile isbirligine basladigimiz ve Marshall Plani'ni kabul ettigimiz zaman, saniyordu ki bizimkiler Amerika çok hayirhah bir ülkedir. Türkiye'ye kredi açar, Türkiye'ye para gelir, Türkiye'nin sanayilesmesinin güçlenmesini saglar. Ruslarin karsisina dikilmesini böylelikle temin etmis olur.

Türkiye hayal kuruyor. Hayal güzel, büyük, güçlü ama bir o kadar da saçma bir hayaldir. Böyle bir sey olamaz. Çünkü Amerika, dünyanin önde gelen emperyalist ülkesiydi. Bir yere girdiginde oradan çikmayi hiç düsünmüyordu. Türkiye için de ayni hesaplari yapti. Türkiye'yi nasil kendi istedikleri biçime sokabiliriz diye düsündüler. Daha 47'de buraya gelmis olan Amerikali uzmanlar, "Bunlarin memleketlerinde din yok, bunlarin bütün aydinlari dinsiz." diye rapor vermislerdir. Biz, birincil olarak herseyin tabani ve kökü olan Tevhid-i Tedrisat yasasini delmisizdir. Oradaki dördüncü madde olan Imam Hatip okullari, sadece 'hidemât-i diniye', yani imam, hatip yetistirip camilere yollayacaklardi. Bir de bunu alip önce okul, sonra lise, sonra da Ilahiyat fakülteleri haline getirmislerdir.

Amerika Dindar ve Liberaldir

Bu, Amerika'nin istegiyle olmustur. Neden olmustur? Çünkü Amerika, bizimkiler bunu sik sik unutuyorlar, laik degildir. Amerika'da laiklik yoktur. Amerika'da 1930-40'li yillarda dini cemiyetler Hollywood'u kontrol ederlerdi. Hollywood filmlerinde kari-koca ayni yatakta yatamazdi. Gidin, seyredin o eski filmleri. Iki yatak vardir. Kari-koca ayri yatakta yatarlar. Amerika dindardir. Dindar oldugu için de, bu islere girdigi ülkelerde dindarligi öne alir. Öne aldigi için de Türkiye'de böyle seyler oluyor.

Bizde de o siralarda Demokrat Parti iktidar olabilme ihtiyacindaydi. Bunun için tarikatlardan yararlanmayi düsünüyordu. Zaten illegal bir takim tarikatlar vardi. Bunlarla isbirligine girdi.

Amerika devletçilige de karsiydi. Niye? Çünkü o, liberalizmin zirvesidir. Kendine en kötü liberalizmi uygular, yani vahsi liberalizm kurar. Bir çesit sosyal Darwinizm vardir orada. Kim güçlüyse ötekini ezer, öldürür, yer. Aynen tabiatta oldugu gibi... Çünkü tabiat fasisttir.

Sanayilesmemizi Amerika Önledi

Simdi bu çerçeve içerisinde siz ne yapiyorsunuz? Burada inanilmaz bir kamu sektörü var. Kamu sektörü vaziyete hakim. Bir de üstelik bizimkiler hâlâ Amerika ile isbirligi yapiyorlar. Kendilerini liberal ve demokrat saniyorlar ama iki örnek verecegim. Bizde Cumhuriyet neslinin nasil yetismis oldugunun güzel örnegidir. Biri Erbakan, biri Demirel. Ikisi de liberal saniyorlar kendilerini. Fakat bunlar iktidar olduklari andan itibaren yirtinirlar: "Sanayilesecegiz! Büyük Türkiye! Görülmemis kalkinma!". Amerika, deli oluyordu bunlari duydugu zaman. Bunlar farkinda degillerdi. Saniyorlardi ki, Amerika bize para verecek, biz sanayi kuracagiz. Hiç öyle bir sey düsünmüyordu Amerikalilar. Sanayi filan da düsünmüyorlardi.

Basindan itibaren önce Menderes ihtilafa düsmüstür. O zaman -çok meshurdur- McNamara, Dünya Bankasi'nin basindaydi. Aralarinda hir çikti. Menderes onlari dinlemiyor, görülmemis kalkinma yapacagim diyor. Onlar, "Bosver kalkinmayi, sen yollari yap, benzin sarfet" diyorlar. Tartismalar böyle bir çerçeve içinde geçiyor. Sonunda döviz kitligi basladi. Çünkü onlar basladilar finans numaralarina. Ilk o zaman basladi. Berbat bir haldeydik, bes para yoktu.

Neden oldu bu? Çünkü Menderes onlari dinlemedi. Menderes'in devrilmeden önce Havza'daki konusmasinda, önümüzdeki sonbahar Krusçef'le görüsmek üzere Rusya'ya gidecegini söyledigini herkes bilir. Ondan birkaç ay sonra devrilmistir. Yani daha o zamanda bizimkiler kazigi yediklerini anladilar ama nasil çikacaklarini bilmiyorlar.

Bu kazik süregitmistir. Nasil gider? En büyügü, 60'li yillarda yedigimiz kaziktir. Kibris kazigi en büyük kaziktir. Kibris'tan dolayi öyle bir hale gelirki; biz, Amerika’nin müttefiki, Rusya'ya karsi NATO'da onu savunacak olan ülkeyiz ama bize silah ambargosu koyar. Resmen ve alenen silah vermez.

Egitim Sistemimiz Bozuldu

Tevhid-i Tedrisat bozulduktan sonra bu kadarla yetinmezler. Türkiye'de Imam-Hatip okullarinin yani sira yabanci dille ama -dikkat isterim- Ingilizce olmak üzere birçok kolej kurulmaya baslanir. Bu kadarla yetinilmez, yabanci okullar buraya getirilir. Bu kadarla da yetinilmez, vakif üniversiteleri diye bir takim gecekondu üniversiteler açilir. Bu üniversitelerde Türk çocuklarina Amerikan tipi ögretim asilanir.

Simdi, bakin nasil oluyor. Bir taraftan dini bir giris oluyor. Dini giriste bir takim tarikatlar tercih ediliyorlar. Tarikatlardan tercih edilenlere bakin. Biri Naksiler öteki Nurcular. Bu ikisi tercih edilirler. Çünkü bunlarin tarzlari Birlesik Amerika'ya uymaktadir. Naksiler, Suudi Arabistan kolunda, Nurcular da daha liberal, Ilimli Islam kolunda. Onlarin kafalarina uymaktadir. Bu, Cumhuriyet'in kimligini bozmaya baslamanin ucudur. Çünkü bununla beraber Arapça tekrar Türkçe'ye girer. Arapça egitim girer. Hatta El Ezher'e ögrenci gönderilir. Bu, birinci uç. Ikincisi, kolejler. Kolejler vasitasiyla yabanci dilde ögretim tekrar edilir. Yabanci dille ögretim Osmanli'nin batmasinin sebeplerinden biridir. Çünkü yalniz Sivas'ta 60 tane misyoner okulu vardir. Gazi, bunlarin hepsini kapatmisti. Bunlar yeniden hem de Türkler tarafindan açilir. Türkler çok güzel bir sekilde vatandaslarini yabanci dille düsünmeye, yabanci dille göndermeler yapmaya ve yabanci dil çagrisimlari içinde büyütmeye baslarlar. Bunun tabii neticesi, oradan yetisen çocuklarin geleceklerini o ülkelerde arama heyecanidir.

Simdi din düzeni bozuldu. Laiklik gidiyor. Ama bununla yetinmediler. Maarif düzenini de bozdular. Zaten Maarif düzeni, Yunan-Latin kökeni ile Ismet Pasa zamaninda bozulmustu. Onun üzerine bu geldi oturdu. Bunu da bozdular. Geriye ne kaldi? Ulusal iktisat kaldi. Bu defa ulusal iktisadi tahrif etmeye basladilar. Bulduklari numarayi biliyorsunuz. Özellestirme numarasidir. Özel sektör gelirse, bu is daha iyi olur. Bunu da hayli baski ile hükümetlere zar zor uygulatiyorlar. Buraya kadar getirdiler isi.

Bizde Kamu Sektörü Halkla Birlikte Kuruldu

Simdi bu iste iki tane özellik var. Bir tanesi: Üstteki kamu sektörü, devlet tarafindan yukaridan asagiya indirilmemistir. Bunu da iyi bilmek lazim. Bizdeki kamu sektörü halkla birlikte olmustur. Yani ben çocukken Devlet Demir Yollari Sivas'a vardiginda bütün Türkiye bayram etti. Biz Karabük Demir Çelik fabrikasini açtigimiz zaman Türkiye'de bayramdi. Herkes ona sahipti. SEKA öyle...

Bunlarin hepsi Türkiye kalkinmasinin, Müdafaa-i Hukuk'un asagi yukari birisi Maarif'te birisi iktisatta somut hale gelmesiydi. Onun için, bunlarin üzerine gelindigi zaman halk da direniyor Türkiye'de. Baska ülkelerde üç senede yaptiklari isi Türkiye'de otuz sene de yapamadilar. Tabii, buna baska bir sey de sebep oldu: Türkiye'de bürokrasi kesinlesmis ve katilasmistir. Özellikle Ismet Pasa döneminden sonra...

Bürokrasi, kendini bu mallarin sahibi gibi görüyordu. Aynen Rusya'dakine benzer bir durumdur bu. Bizde de 'nomenklatura' olusmustur. Bu, özel sektörle birlikte is yapiyordu. Özel sektörü kullaniyordu. Simdi özel sektör onu kullanmaya basladigi zaman sinirlendi. Aralarinda bir sürtüsme çikti. Ülkemizdeki darbelerin bir kisminin sebebi budur. Böyle bir durum bir türlü özellestirmeyi istedikleri yere götürmeyi saglayamiyordu. Buna çok sinirleniyorlar çünkü Türkiye böyle bir tavir içinde.

Ilk Intibah Silahli Kuvvetlerde Basladi

Bugün tabii, bundan 15 sene öncesine göre artik ekonomimize, milli ekonomi dememiz çok zor. Büyük holdinglerin büyük bir kisminda % 25 ile % 75 arasi yabanci ortaklik var. Bu demektir ki, artik ulusal holdingler de yok. Çok az kaldi. Bu holdingler de yabanci sermayesinin Türkiye'deki bir çesit acentalari halinde. Döndük mü biz Mesrutiyet yillarina... Tanzimat dönemine... Bunu, kendisini Cumhuriyet hükümeti ve Atatürkçü zanneden hükümetler yapiyorlar. Bunu halka yutturuyorlar. Kendileri de yutuyorlar.
Simdi buraya geldikten sonra eger bir intibah baslarsa isler zorlasir. 'Intibah baslar' ne demek? Yani bir uyanis baslarsa... Türkiye'de uyanis geç basladi ama basladi. Nasil oldu? Eger Sovyetler Birligi dagilmasaydi belki de olmazdi. Sovyetler Birligi dagilinca o zamana kadar basimiza Sovyetlerin açtigini zannettigimiz

 

İLETİŞİM edebiyatokyanus@gmail.com  
   
Reklam  
   
edebiyatokyanus 365618 ziyaretçi (698535 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=