edebiyatokyanus
İÇERİK  
  ANA SAYFA
  YAZILAR
  => Attila İlhan Şiiri-DoDoç.Dr. Yakup ÇELİK
  => Bunalım Edebiyatı ve Modernizmin Sorunları-Svetlana Uturgauri
  => Karagöz'e Ezgi-Satı Erişen
  => Orta Oyunu Eksikliği-Nihal Türkmen
  => Orta Oyunu ve Karagöz-Nihal Türkmen
  => Dilin Yapısı ve Toplumun Yapısı-Emile Benveniste
  => Türkçe Metinlerde Bağdaşıklık ve Tutarlılık-İrem Onursal
  => Asansörle Yükseltilmek İstenen Çukurlar-Can Yücel
  => KÜLTÜR VE ÖTESİ-Cemil MERİÇ
  => Türkoloji-Cemil MERİÇ
  => Tevfik Fikret ve Batı Retoriği-Rıza Filizok
  => Estetik tarihimize bir bakış-Arslan Kaynardağ
  => MÜRSEL MECAZ-Rıza FİLİZOK
  => Başlıca Dil Bilimi Akımları-Prof.Dr. Rıza FİLİZOK
  => ZİYA OSMAN SABA’NIN NEFES ALMAK ADLI ŞİİR KİTABINDA -Yrd. Doç. Dr. Safiye AKDENİZ
  => HİKAYE VE ROMANDA “ANLATICI”YA GÖRE METİN TİPLERİ, - Yard. Doç. Dr. Safiye AKDENİZ
  => GÖSTERGEBİLİM-Yard. Doç. Dr. Mustafa Ö Z S A R I
  => TÜRKİYE'NİN ÖNEMİ-Emre Kongar
  => KÜRESELLEŞME VE KÜLTÜREL FARKLILIKLAR ÇERÇEVESİNDE ULUSAL KÜLTÜR-Prof. Dr. Emre Kongar
  => TÜRKİYE'NİN KÜLTÜREL ÖZ-ANLAYIŞI: AVRUPA BİRLİĞİ İÇİN BİR ZENGİNLİK-Emre Kongar
  => BARIŞ KÜLTÜRÜ VE DEMOKRASİ-EMRE KONGAR
  => GOP NEYİ AMAÇLIYOR, NEYİ GERÇEKLEŞTİREBİLİR-EMRE KONGAR
  => YENİ EMPERYALİZM, HUNTINGTON VE ELEŞTİRİSİ-Emre Kongar
  => KÜRESELLEŞME BAĞLAMINDA TÜRKİYE-Emre KONGAR
  => DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ SORUNLARI-Emre Kongar
  => AVRUPA BİRLİĞİ'NE "ONURLU VE BAŞI DİK" GİRİŞ NE DEMEK-Emre Kongar
  => TOPLUMSAL VE SİYASAL GELİŞMEMİZİ ETKİLEYEN MARKALAR-Emre Kongar
  => KÜRESELLEŞME, MİKRO MİLLİYETÇİLİK, ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK, ANAYASAL VATANDAŞLIK-Emre KONGAR
  => NİYAZİ BERKES'DE ÇAĞDAŞLAŞMA KAVRAMI-Emre KONGAR
  => KEMAL TAHİR-Hilm Yavuz
  => OYUNLARIM ÜSTÜNE-Nazım Hikmet
  => OYUN YAZARI OLARAK-Ataol Behramoğlu
  => POPÜLER EDEBİYAT- M. Orhan OKAY
  => HER SÖZ BİR ŞEY SÖYLER-Feyza HEPÇİLİGİRLER
  => Tiyatronun Kökeni, Ritüel ve Mitoslar
  => ROMANDA KURMACA VE GERÇEKLİK
  => Fuzûlî’nin Hikaye-i Leylâ ve Mecnun’u
  => SEZAİ KARAKOÇ ve HİS “;KAR ŞİİRİ”;-Selami Ece
  => İSTANBUL’UN AHMED MİDHAT EFENDİNİN ROMANLARINA TESİRİ
  => AHMET MİDHAT’A ATFEDİLEN BİR ESER: “HÜKM-İ DİL” VE MANASTIRLI MEHMET RIFAT
  => CEZMİ ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER
  => "EDEBİYATEĞİTİMİ"NDE "EDEBÎ METİN"İN YERİ VE ANLAMI
  => Mustafa Kutlu ve Rüzgârlı Pazar
  => BİR BİLİM ADAMININ ROMANI” ÜZERİNE GEÇİKMİŞ BİR TAHLİL
  => ÖLÜMÜNÜN 50. YIL DÖNÜMÜNDE
  => “MİT”TEN “MODERN HİKÂYE” “HİKÂYE”NİN SERGÜZEŞTİ
  => EDEBİYAT DİLİ/EDEBÎ DİL
  => BİR NESLİN VEYA BİR ŞAİRİN ROMANI: MÂİ VE SİYAH
  => İSTİKLÂL MARŞI’NIN TAHLİLİ
  => CAHİT KÜLEBİ
  => TEVFİK FİKRET’İN ŞİİRLERİNDE TRAJİK DURUM
  => MEHMED RAUF’UN ANILARI yahut EDEBÎ HATIRALARIN YAYIMI ÜZERİNE BİR DENEME
  => MEÇHUL BİR AŞKIN SON NAĞMELERİ: TEVFİK FİKRET’İN “TESADÜF” ŞİİRLERİ / YARD. DOÇ. DR. NURİ SAĞLAM
  => Tarihsel Romanın Eğitimsel İşlevi
  => ALIMLAMA ESTETİĞİ VE EDEBİYAT ÖĞRETİMİ1
  => Tanzimat Dönemi Oyun Yazarliginda Batililasma
  => SİNEMA VE EDEBİYAT TÜRLERİ
  => EDEBİYAT EĞİTİMİ, ESTETİK BİR HAZZIN EDİNİMİ
  => EDEBÎ TENKİT
  => ADALET AĞAOĞLU’NUN DAR ZAMANLAR ÜÇLEMESİNDE KİMLİK SORUNU
  => Halit Ziya ve Mehmet Rauf'un hayatları ile romanları
  => YAZIN VE GERÇEKLİK
  => MİLLÎ EDEBİYAT
  => HECE-ARUZ TARTIŞMASI/ Arş.Gör.Oğuzhan
  => AHMET HAŞİM’İN ŞİİRLERİNDE ATEŞİN DİLİ / ARŞ. GÖR. VEYSEL ŞAHİN
  => ROMAN TEKNİĞİ BAKIMINDAN YABAN
  => TANZİMATTAN GÜNÜMÜZE COCUK EDEBİYATI
  => KADIN VE EDEBİYAT
  => Şiirin Temel Özellikleri-Christopher Caudwell
  => EDEBİYAT EĞİTİMİ: HERMENEUTİK BİR YAKLAŞIM Vefa TAŞDELEN
  => VOLTAİRE VE ROUSSEAU ETRAFINDA AYDINLANMA ÇAĞI FRANSIZ YAZINI
  => TÜRKİYE’DE ULUSAL KÜLTÜR TARTIŞMALARI BAĞLAMINDA ÇAĞDAŞ UYGARLIK SORUNU
  => EDEBİYATIN DİLİ ÜZERİNE
  => TARİHİN SINIFLANDIRILMASI
  => Türk Milletini Uyandıran Adam: Attila İlhan
  => EDEBİYAT DERSLERİNİN İÇERİĞİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ KONUSUNDA
  => "Yalancı şöhretlerin Gerçek Yüzünü Ortaya Koydum"-Hilmi Yavuz
  => AVRUPA BİRLİĞİNİ YARATAN NEDENLER VE TÜRKİYE Metin AYDOĞAN
  => DİVAN ŞİİRİYLE HALK ŞİİRİNDE ORTAK BİR SÖYLEYİŞ BİÇİMİ
  => divan şiirindeki sevgili tipini alaya alan bir roman
  => ALIMLAMA ESTETİĞİ VE EDEBİYAT ÖĞRETİMİ
  => BAĞLANMA VE ÇELİŞKİ
  => Antik Çağ’da Tarih Yazmak
  => TARİHÎ ROMANDA POST-MODERN ARAYIŞLAR
  => Kültürel Batılılaşma
  => GARPÇILAR VE GARPÇILAR ARASINDAKİ FİKİR AYRILIKLARI
  => Harf Devrimi Üzerine Yeniden Düşünmek
  => EDEBİYAT ÖĞRETİMİNDE WALDMANN MODELİ
  => KEMÂL AHMED DEDE VE TERCÜME-İ MENÂKIB-IMEVLÂNÂ’SI
  => TARİHSEL GELİŞİM SÜRECİ İÇERİSİNDE URDUCA
  => Avrupalılaşmak mı, Avrupalılaştırmak mı?CEMİL MERİÇ
  => ŞAİRANE BİR ÇEVİRİ yahut TOPLUMBİLİMİN SERÜVENLERİ Cemil MERİÇ
  => 47 LİLER YAHUT BİR ROMANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
  => ZAMAN, ZAMAN – I TERAKKİ Cemil Meriç,
  => Kırk Ambar (Cilt1)
  => KADIN RUHU, Cemil Meriç
  => Umrandan Uygarlığa-C.Meriç
  => Balzac’tan önce modern roman-Cemil Meriç
  => ARİSTARK’LA ZOİL-c.meriç
  => ELİNDE CENNET AÇAN ZEND AVESTA- c.meriç
  => SELEFÎLİK–SÛFÎLİK VE ÂKİF-SÜLEYMAN ULUDAĞ
  => Mehmet Âkif- Mâhir İz’e Yazdığı Mektuplar
  => DİDO SOTİRİYU’NUN ROMANI GİBİ BİR ROMANIMIZIN OLMAYIŞI
  => HİLMİ YAVUZ’UN DENEMECİLİĞİ
  => İRONİ KAVRAMI, GERÇEKÜSTÜCÜLÜK VE ERCÜMEND BEHZAD LAV ŞİİRİ ÜZERİNE
  => OKUNAMAYAN ROMANLAR
  => Gelenekçilik Geleneğe Dahil Değil
  => Türk Tiyatrosunda İronik Söz, İronisiz Metin
  => Postmodernist İroni
  => NÂZIM HİKMET ŞİİRİNİN SİYASİ ETKİLERİ
  => NÂZIM HİKMET ŞİİRİNDE SİNEMASAL ÖĞELER
  => Savaş
  => Newton, Goethe ve Sosyal Bilimler
  => Bir Afyon (!) Olarak Diktatörlükten Demokrasiye Futbol
  => Adorno Yüz Yaşında
  => Theodor Adorno: Kültür Endüstrisini Yeniden Düsünürken
  => ADORNO'NUN KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ KAVRAMI ÜZERİNE
  => ADORNO’NUN KÜLTÜR ENDÜSTRİSİ KAVRAMI ÜZERİNE
  => Frankfurt Okulu
  => TARİHİ MADDECİLİK VE KAPİTALİZM - ÖNCESİ TOPLUMLARASYA TOPLUMU - FEODALİTE Asaf Savaş AKAT
  => POSTMODERNİZM GEÇ KAPİTALİZMİN KÜLTÜREL MANTIĞI
  => Postmodernizm Ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı 2
  => Postmodernizm Ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı 3
  => DİMİTRİ KANTEMİR'İN DOĞUBİLİM ARAŞTIRMALARINA KATKISI Georges Cioranesco
  => DİMİTRİ KANTEMİR'İN DOĞUBİLİM ARAŞTIRMALARINA KATKISI Georges Cioranesco 2
  => II. MEŞRUTİYET'TE SOLİDARİST DÜŞÜNCE: HALKÇILIK Zafer Toprak
  => II. MEŞRUTİYET'TE SOLİDARİST DÜŞÜNCE: HALKÇILIK Zafer Toprak 2
  => Türkoloji Araştırmaları Makaleler Veritabanı
  => Yeni Makaleler
  => Türkoloji Araştırmaları Dergisi
  => Türkoloji Makaleleri
  => ŞAİR DUYARLILIĞI Afşar TİMUÇİN
  => Yazılar.....
  => SEÇME YAZILAR
  => EDEBİYAT Tez / Makale / Kitap ara
  => Orhan Pamuk: Babamın bavulu Nobel konuşması
  => PiVOLKA'da Çıkan Yazılar
  => Amin Maalouf Üstüne
  => Öykünün Yüzyılı /Feridun ANDAÇ
  => Cumhuriyet Dönemi Türk Felsefesinde Bir Hareket Noktası Olarak Teoman Duralı-oktay taftalı
  => Sofist Bilgeliğin "Empirist" Dayanakları Üzerine 0.TAFTALI
  => Birlik ve Liderlik Hayalleri O.TAFTALI
  => Eğitilemeyen Bir Varlık Olarak İnsan O.TAFTALI
  => Çağdaş Bir Tarım Toplumuna Doğru O.TAFTALI
  => Sosyo-Politik Bağlamda Bir Dekadans Olarak Bilgi Toplumu O.TAFTALI
  => Aşkla Varolan Hayatlar O.TAFTALI
  => Batı Medeniyetinin Mutsuz Çocuğu Entelektüel O.TAFTALI
  => Nihat Genç Yazıları
  => Batılı Tarih Bilimi ve Tarihin Mantığı
  => Bir Hayat Alanı Olarak Aile O.TAFTALI
  => Bir Savaşın Kavramları Üzerine
  => Çalışma ve Erdem Kavramları Arasındaki İlgi Üzerine O.TAFTALI
  => Değer Üreten Hayatlar
  => Doğu'nun Hayal Ülkesi O.TAFTALI
  => Dostlukla Yükselen Hayatlar O.TAFTALI
  => Şiirimizin Hazin Sonu O. TAFTALI
  => Soğuk ve Sıcak Hayatlar OKTAY TAFTALI
  => Yalanın Fenomenolojisi O. TAFTALI
  => Günümüzde Medya Kılavuzluğu - Günümüzde Medya Kılavuzluğu
  => Ermeni Meselesinin Kökenini Batının Irkçılığında Aramak Lazım Prof. Dr. Türkkaya Ataöv
  => Osmanlı’dan Lozan’a Musul-Kerkük
  => “Sözümü Tutamadım, Artık Yaşayamam” Turhan Feyizoğlu
  => Gerilla Mustafa Kemal ve Türk Yurtsever Kurtuluş Hareketi Turhan Feyizoğlu"
  => SİYASİ TARİH YAZILARI -YEREL TARİH YAZILARI
  => Yazarlar - yazılar
  => TÜRKİYE’DE MUHAFAZAKÂRLIĞIN DÜŞÜNSEL - SİYASAL TEMELLERİ
  => yazılar 1
  => yazılar2
  => türk dünyası
  => Derin devlet
  => YAZILAR,
  => SOSYOLOJİ.
  => YAZILAR,,.
  => TANZİMAT DÖNEMİ
  => İdealizm-Realizm
  => Cemil Meriç..
  => ilhan berk
  => NİYAZİ BERKES’İN TÜRK KİTLE İLETİŞİM TARİHİNE KATKILARI
  => yazılar.
  => yazılar..
  => yazılar,
  => yazılar,,
  => yazılar.,
  => YAZILAR.
  => YAZILAR..
  => YAZILAR-
  => YAZILAR-,
  => yazılar.1
  => y.1
  => y.2
  => y.3
  => y.4
  => y.5
  => y.6
  => y.7
  => y.8
  => y.9
  => y.10
  => y.11
  => y.12
  => y.13
  => y.14
  => y.15
  => y.16
  => y.17
  => y.18
  => y.19
  => y.20
  => y.21
  => y.22
  => y.23
  => y.24
  => y.25
  => y.30
  => y.31
  => y.32
  => y.33
  => y.34
  => y.35
  => y.36
  => y.37
  => y,38
  => y.39
  => y.40
  => y.41
  => y.42
  => y.43
  => y.44
  => y.45
  => y.46
  => y.47
  => İnsan-Mekan İlişkileri
  => SANAT VE ELEŞTİRİ
  => Türkiye’de olumsuz Pierre Loti eleştirileri
  => TÜRKiYE’DE MODERN EDEBİYAT ELEŞTİRİSİ
  => ATATÜRK,
  => MAKALELER:
  => MAKALELER,
  => yz
  => yz1
  => yz2
  => yz3
  => yz4
  => yz5
  => yz6
  => yz7
  => yz8
  => FRIEDRICH NIETZSCHE’NİN TARİH ANLAYIŞI
  => Edebiyat Nedir?
  => YM1
  => YM2
  => YM3
  => YM4
  => YM7
  => YM8
  => YM9
  => İbn Battûta’da “Ahı” Kelimesi ve Anadolu
  => Simone de Beauvoir: Abjeksiyon ve Eros Etiği
  => Toplumsal Cinsiyet Düzenlemeleri
  => Psikanalitik ve Post-Yapısalcı Feminizm ve Deleuze
  => Tarihsel Bir Perspektif Üzerinden İroni Tür ve Tekniklerinin Gelişimi ve Bazı Uygulama Örnekleri Tarihi Gelişim
  => İroni ve Melankoli*
  => İroni, Nostalji ve Postmodern
  => “Daha İyi Anlamak İçin Daha Fazla Açıklamak” İsteyen Bir Yorumbilimci: Paul Ricœur
  => Kendi (Paul Ricœur Üstüne)
  => Sersemleşme Okulu
  => Osmanlı ve Avrupa Arasındaki Karşılıklı Etkileşimde Etnomaskeleme
  => Antik Yunan Tragedyasının Metafiziği
  => Sonbahar Mitosu: Tragedya*
  => Ayrışma, Çatışma ve Fanatizm
  => Fanatizm İlkelliktir
  => Tuhaf Bir Çocuk
  => Huzursuz
  => Benjamin’in Mistisizmine “Üç Yönlü Yol”
  => Renan, Irk ve Millet
  => Varlık, Benlik, Hatırlayış ve Unutuş Üzerine
  => Hangi Kilidin, Hangi Anahtarı?
  => Romanda Tarih
  => Bugün Psikanalizi Tartışmak
  => Kültürde Bakış
  => 1930 Goethe Ödülü Dolayısıyla Frankfurt Goethe Evi’nde Konuşma
  => Jacques Derrida ve Konukseverlik Sorusu
  => Metafiziğin Kalesi Hakkında Düşünmek
  => Hakların İadesi
  => Modern Etiğin İki Temel Direği Agnes Heller
  => Ezoterizme Genel Bir Giriş
  => Turnanın Semahı, Ezoterizmin Zamanı: Bektaşi ve Alevi Zaman Kavrayışla
  => Yeni sayfanın başlığı
  => Ulus-Ötesinden Hukuka Bakmak: Jürgen Habermas
  => Yeni Perspektifler Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz
  => Orlan: Kırılan Ten Kubilay Akman
  => Pusudaki Ten, Vice Versa
  => Cimri ve Çöp Arasındaki Güçlü İlişki Üzerine
  => Demokrasi Kavramı Üzerine Hayli Spekülatif Bir İrdeleme
  => Benim Çöp Bayramım
  => Kamu Yeniden Kurulurken Kadınlara Ne Olacak?
  => Sonsuzluğun Sınırında: Immanuel Kant
  => Kant ve Üniversite İdeası
  => İki Yüzüncü Ölüm Yıldönümünde: Immanuel Kant ve Kantçılık
  => Kant ve Yeni Kantçılık
  => Otuz Beşinci Gece: Ruh, Can, Hayat, Ölüm, Akıl ve Öte Dünya Üzerine1
  => Ölüm Üzerine Tıbbi Çeşitlemeler
  => Ölüme Karşı Ölüm
  => Avrupa İçin Yeni Bir Ethos Üzerine Düşünceler
  => Avrupa ve Ötekileri
  => Sûfî Şiirinin Poetikası
  => Byron ve Romantiklik
  => Kötülük Toplumu ve Biçimin Muhalefeti
  => Balkanlar: Metaforların Çarpıştığı Bir Savaş Alanı
  => Badiou: Etik Üzerine
  => “Semen est Sanguis" Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta Kan
  => Âdet Kanaması Tecrübesi: Sınırlar ve Ufuklar
  => Said ve Saidciler ya da Üçüncü Dünya Entelektüel Terörizmi
  => Kültür Endüstrisini Yeniden Düşünürken
  => Adorno ve Tanrının Adı
  => Kant, Adorno ve Estetiğin Toplumsal Geçişsizliği
  => Adorno ve Berg
  => İbn Battûta Seyahatnamesi
  => Irak Savaşı ve Sivil Etkinlikler
  => Yamalı Çelişkiler Semti: Saraybosna'dan Yenibosna'ya
  => Halkla Birlikte Bir Çağdaş Kent Söylemi Üzerine
  => Yeni Dünya Düzeninin Sonu?
  => Selçuklular Anadolu’da
  => Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubâd Dönemine (1220-1237) Bir Bakış
  => 13. Yüzyılın Başında Anadolu’da Ticaret
  => Selçuklular Döneminde Anadolu’da Felsefe ve Bilim (Bir Giriş)
  => Nietzsche ve ‘Akla’ İsyan
  => Bizans Manastır Sistemine Giriş
  => Öğrenci Radikalizmi Üzerine Düşünceler
  => 1968’i Yargılamak ya da 68 Kuşağına Mersiye
  => “Gelecekte İnsanlara Çok Güzel Görüneceğiz”
  => Nevroz, Psikoz ve Sapkınlık
  => Üniversitede Psikanaliz Öğretmeli miyiz? Sigmund Freud
  => Psikanalist Kimdir?
  => Nerelisiniz?
  => Irak’a Kant Çıkarması
  => Bizans Şaşırtıyor
  => 12 eylül dosyası
  => FETHİ NACİ: Cesur, Gerçekçi Ve Halkçı... İzzet Harun Akçay
  => SON OKUDUKLARIM- İzzet Harun Akçay
  => Sabahın yalnız kuşları-İzzet Harun Akçay
  => Bir Portre - Cahit Sıtkı TARANCI - Şükran KURDAKUL
  => ŞİİR NEDİR? Cahit Sıtkı TARANCI
  => Afşar TİMUÇİN - Şair Duyarlığı
  => Ahmet KÖKLÜGİLLER - Karacaoğlan'ın Yaşamı ve Şiirleri
  => Atilla ÖZKIRIMLI - Dadaloğlu ve Çevresi
  => Aysıt TANSEL - Metin Eloğlu
  ARAŞTIRMA-İNCELEME
  SÖYLEŞİ
  DENEME
  ATTİLA İLHAN
  ATTİLA İLHAN-KÖŞE YAZILARI
  E-KİTAP
  ANSİKLOPEDİK
  SATRANÇ VİDEO DERSLERİ DÖKÜMANLAR
  SATRANÇ OYNA
  ŞİİR
  DİL ANLATIM TÜRK EDEBİYATI - LİSE KAYNAK
  EDEBİYAT RADYO
  EDEBİYATIMIZDA ŞİİR ROMAN ÖYKÜ (dinle)
  100 TEMEL ESER (dinle)
  100 TÜRK EDEBİYATÇISI (dinle)
  SESLİ KİTAPLAR
  FOTOĞRAF ÇILIK
  E-DEVLET
  EĞİTİM YÖNETİMİ DENETİMİ
  RADYO TİYATROSU
  ÖĞRETMEN KAYNAK
  EDEBİYAT TV
  SÖYLEŞİLER - BELGESELLER TV
  RADYO KLASİK
  TÜRKÜLER
  GAZETELER MANŞETLER
  ÖYKÜ ANTOLOJİSİ
  DERGİLER - KİTAPLAR - KÜTÜPHANELER
  E-DERGİ
  KİM KİMDİR BİYOGRAFİLER
  ZİYARETÇİ DEFTERİ
  İLETİŞİM
  EDEBİYAT OKYANUS
Amin Maalouf Üstüne

Amin Maalouf Üstüne/ Ömer Türkeş

Amin Maalouf /
Batılı bir doğu anlatıcısı



“Bir yanıyla Hıristiyan, Müslüman, Türk, Kürt ve Ermeni nitelikler taşıdığını, bir yanıyla da Fransa ve Avrupa’ya ait olduğunu” söyleyen Amin Maalouf, çok kültürlülüğün "in" olduğu bir dönemde yazdığı Doğu’ya ait öyküleriyle, Türkiye’de ve Avrupa’da oldukça popüler oldu geçtiğimiz on yıl içerisinde. Türkiyeli okur tarihsel fantezilerle, 1985 yılında Orhan Pamuk’un “Beyaz Kale”si aracılığıyla tanıştı. Ardından sinema sayesinde "Gülün Adı" popüler oldu. Yayınevleri ve yazarlar bu tarzda kitaplara ağırlık vermeye başladılar. Böylelikle, 1993 yılına gelindiğinde, Amin Maalouf’un “Afrikalı Leo”sunu okumaya hazır bir okuyucu topluluğu mevcuttu artık.

Modern Binbir Gece Masalları
Amin Maalouf’un romanlarını da bir bütünlük içinde ele alırsak, 3. yüzyıldan 21. yüzyıla, Orta Asya’dan Avrupa ve Afrika’ya uzanan uzun bir seyahatte buluruz kendimizi. Bu anlamda, Maalouf’taki serüvenler, Homeros’un “Odysseia”sını, “Marko Polo”yu ya da “Binbir Gece Masalları”nı anımsatır. Daha da ileri giderek Maalouf’un öykü anlatıcılığının aynı gelenekten beslendiğini söyleyebilirim. Romanlarında, kocasını “bakalım sonra ne olacak” diye merak içinde bırakarak ölümden kurtulan Şehrazat’ın üslubunu ve eski anlatı tekniklerini kullanarak, okuyucudaki merak duygusunu sürekli kılabiliyor o... Yazarın en sık kullandığı yöntem, bölüm sonlarında bir sonraki bölümlerde gelecek olayları ve kötülükleri önceden haber vermesi. “Fakat Tanrı bizler için başka bir yargı hazırlamıştı”, “bizim de yazımızda kısa bir süre sonra yola düşmek varmış”, “ileriki yıllarda tüm ailemin yaşantısı tümüyle değişti” gibi geçiş cümlelerini her romanında bulmak mümkün. Böylelikle, her bölüm, anlatıcının anılarıyla örülmüş ayrı birer öykü halini alırken, özellikle de eski Doğu edebiyatında olduğu gibi, her öykü bir diğerine bağlanır. Yine Şehrazat’ın yaptığı gibi, her bir öykü bitiminde yerine yenisi ortaya çıkar. 

Geçip giden, yitirilmiş bir hayat... Maalouf’u okurken bu buruk tadı hissederiz. Gerçek hayatta kendi yaşamımızın geçip gitmesi gibi, öykülerde karşımıza çıkan kahramanların doğumlarına, yaşlanmalarına, sıklıkla sevdiklerini yitirmelerine tanık oluruz. Derinden derine kendisini sezdiren bir ölüm olgusu hiç yok olmaz. Bu öyküler, yazılı anlatıdan çok sözlü anlatıya ait gibidir. Gözlerinizi kapatıp, Leo’nun, Manıi’nin, Tanios’un veya İsyan’ın başından geçenleri dinleseniz, onları okumaktan çok daha fazla etkilenebilirsiniz. Çünkü o zaman, anlatının ritmine, tarihin büyüsüne kapılmak kolaydır, ama, “bir romanın öyküsünü ne kadar çok gözden geçirir, destek sağladığı daha ince, daha yüce yönlerden ne denli ayrı ele alırsak, onda beğenecek.o ölçüde az şey buluruz”. Yazılı edebiyata ait olan roman sanatında, öykü tek başına bir şeyi kurtaramaz ve romanın öteki yönlerinin kavranmasına da bir yardımı yoktur. Bu noktadan kalkarak, Maalouf’un romanlarındaki sorunlu yönlere geçebiliriz.

Önce, yazarın değişik zaman dilimlerinde ve coğrafyalarda anlattığı kadın ve erkek tiplemeleri üzerinde durmak gerekiyor. Maalouf’un romanlarında çok sayıda karakter çıkar sahneye, ama bu karakterlerin yapılarını oluşturan nitelikleri çok sınırlıdır. Duygu, davranış ve düşünceleri birbirine çok benzer. Mani, Hayyam, Leo, Tanios ya da İsyan arasında ciddi bir kişilik farklılığı görülmez. Maalouf’un romanlarındaki hiçbir karakteri gözünüzde canlandıramaz, aklınızda tutamazsınız.

Biçimsel olarak, bireyin oluşum sürecini, yaşadığı çatışmalar ve yenilgiler sonucunda olgunlaşmasını, içinde yaşadığı toplumla bütünleşmesini, ona uyum sağlamasını anlatan oluşum romanlarına benzemekle birlikte, Maalouf'un romanlarındaki kişilerin gelişiminde zamanın, mekanın ve olayların etkisini fark edemeyiz. İyilik ve kötülük neredeyse sabit ve doğuştandır. Romanlarda karşımıza çıkan yardımcı karakterler, tek bir nitelik ya da düşünceden oluşur ve dönemin değişik yapılarının dondurulmuş temsilleri gibidirler (onlar aracılığı ile şeyhlik, misyonerlik, vb. kurumları ve oynadıkları rolleri öğreniriz). Hiçbir zaman yazarın denetiminden çıkmaz, gelişmelerini aktarmak için çaba göstermezler. Maalouf un romanlarında anlatılan olayların akışında hangi dinamiklerin neden olduğu belirsiz kalıyor; tanrısal bir kader mi, toplumsal çatışmalar mı, yoksa bireylerin kendi başlarına eylemleri mi etkiliyor akışı? Yanıt bu sorularda değil, aslında bütün öykülerde tek bir kader çizicisi var, o da yazarın kendisi...!

Bugünün tasavvurlarıyla yazılan geçmiş
Yapısal açıdan bakıldığında, Maalouf’un romanları birbirine benzer. Bazen, arada bir karşımıza çıkan ve bugünden geçmişe bakarak olayları bize aktaran bir anlatıcı, bazen de olayları bizzat yaşamış bir kişi kullanır. Her durumda, klasik gerçekçi roman çizgisinde, di’li geçmiş zamana ağırlık verilerek yapılan anlatılarla, karşılıklı konuşmalara bolca yer verilir. Bu anlamda, biçimsel olarak bir yenilik göremeyiz. Yazarın çoğu romanının sonu sönüktür. Baş döndürücü bir hızla ilerleyen öyküsüne paralel gitmeyen olay örgüsünü bir sonuca bağlama zorunluluğu, Maalouf’un gereksiz ve yapay müdahalelerine yol açar ve karakterler sahiciliklerini/canlılıklarını yitirirler. Mesela, “Afrika’lı Leo”da, Leo, roman sonunda donuklaşıverir ve romanın ana fikrini açıklayan Dede Korkut kimliğine bürünür. Veya öykü boyunca kendi varlıkları dışında bir amaca yöneltilmeyen olay ve kişiler, sonradan romanın çözümüne yardımcı olmaya zorlanırlar.

Romanlarda hümanist bir bakış açısı hemen fark ediliyor. Irk, dil, cins ve din ayrımlarının anlamsızlığı, şiddetin getirdiği kötülükler, hiyerarşi dışı bir yaşam önerisi gibi öğelerin öne çıktığını görüyoruz. Ancak, yazarın savlarının çok güçlü ve etkileyici olduğunu söylemek mümkün değil. Romanlarında bugünden geçmişe yönelik modem bir politik, toplumsal ve kültürel bakışın izleri var. Mesela, Maalouf’un bütün kitaplarında, tarih boyu değişmeyen bir aşk anlayışı ile karşılaşırız. Kadın ve erkek birbirlerini görür görmez bir aşk kıvılcımı çakar, nedeni ve niçini “yazar öyle istediği için” biçiminde yanıtlanabilecek bu aşklar, işlenmemiş ve ham bırakılmıştır. Oysa, yazarın değindiği neredeyse 2000 yıllık bir zaman kesitinde, kuşkusuz ki kadın ve erkeğin gerek sevme gerekse de cinsellik biçimleri büyük farklılıklar göstermiştir. Yalnız buradan bakıldığında bile, Maalouf un anlatılarının biçimsel olarak geçmiş, özsel olarak modem zamanı hedef aldığını, modem toplumsal çizgileri geçmişe çevirerek tarihi modernleştirdiğini söylemek mümkün.

“Semerkant”, “Beatrice” ile birlikte, Amin Maalouf’un Batı’lı modern insan bakışının en açık görüldüğü romanı. Çok motif üzerine konuşulabilir ama, Batılı erkeğin Doğulu prenses fantezisinin bu kadar kaba kullanılışı ve apar topar kotarılması insanı sinirlendiriyor. Eski Doğu’ya ait tarihi anlatımların çoğu, gözlemlerini padişahlar, vezirler, harem kadınları, Batı ile dinsel ve kültürel ilişki içindeki varlıklı aileler gibi seçkinlerin yaşamına odaklayıp, yoksul halk kesimlerini görmezden gelen ve kendileri de Doğu’ya egzotik gözlerle bakan Batılı gözlemcilerin kaleminden çıkmış, ‘böylelikle de, uzun yıllar boyunca Batı’da, gizemli bir Şark fikriyatı yaygın olmuştur”. Doğu kökenli. bir yazar olarak Amin Maalouf, Batı’lı okuyucunun duymak istediği Şark’ı anlatıyor. Bizim tarihimizde Piyer Loti vakası olarak bilinen bu sendromun, Semerkant romanının ikinci bölümündeki Iran anlatısındaki bayağılığının rahatsız edici düzeyde olduğunu söyleyebilirim.

Roman kahramanları ile gerçek şahsiyetler arasındaki ilişkiler
Flaubert’in “Salammbo” veya Tolstoy’un “Savaş ve Barış” romanları gibi klasik tarihi romanlara bakacak olursak, mekanın, eşyanın ve hareketin anlatımı, tarihi döneme vurgu yapması açısından önemlidir. Bu da yazarların tarihsel dönem, gelenek,/görenek, örf ve adetler üzerine olan bilgisine bağlı olsa gerek. Tarihi gizemli ve çekici bir atmosfer olarak kullanmak isteyen birçok yazar için ise tarih; “bir kural olarak ya kendi sıfatlarından başka tarihle hiçbir biçimde ilintisi olmayan birtakım kişilere tarihsel giysiler giydirildiği büyük bir tiyatro gardırobu olarak, ya da, herkesi kendi kişisel çıkarlarına alet eden tek güçlü bireyin at koşturduğu akıldışı, anlaşılmaz bir alan olarak görülmüştür”. Amin Maalouf’u da bu eğilimdeki yazarlar arasına katabiliriz. Romanları, bir tür kolaj; tarihi olay ve kişilerin bir öykü etrafına eklemlenmesi gibi görülüyor. Geçmiş zaman dilimindeki sıradan bir insanın, önemli olayların yanı başında sürüp giden ve etkilenen yaşamı değil onun anlattıkları. “Beatrice’den Sonra Birinci Yüzyıl” da dahil olmak üzere, her öyküde, artarda, tarihin çarpıcı kesitleriyle ve olup bitenlere damgasını vurup tarihin akışını değiştiren karakterlerle karşılaşıyoruz. İster istemez Brecht’in şiiri geliyor aklımıza; “Teb Şehrini yapan kim..?” 

Roman sanatının kuvvetle etkilendiği bu post-modern zamanlarda, Amin Maalouf’la aynı çizgide olan diğer yazarları da kapsayan birkaç hususa değinmeden geçmemek gerekiyor. Yeni tarihsel fantezilerin bir çoğunda, isim zikredilerek, gerçekten yaşamış insanların yaşamı; sevinçleri, hüzünleri, aşkları, nefretleri anlatılıyor. “Bizanslı Aşıklar”, “Nietzsche Ağladığında”, “Azizler ve Alimler”, “Gecelerin Veziri” gibi birçok romanın içinde, tanıdık, bildik, “önemli” şahsiyetlerin düşünce ve eylemlerine tanıklık ediyor; zaaflarını, yiyip içmelerini, giyim kuşamlarını, mimiklerini yakından izlemek fırsatını(!) buluyoruz. Ama romanlardaki bu insanlar ile gerçek yaşamdakiler aynı şahsiyetler midir? Burada bir ayrım yapma zorunluluğu var. Eğer romanda anlatılan kişi tümüyle tarihi bir kişiliğe, mesela Hasan Sabbah’a tıpatıp benziyorsa, o zaman bu kişi gerçekten Sabbah’tır ve romanın onunla ilgili bölümleri de bir anı niteliğindedir. Böylelikle de, artık tarihin alanına geçmiş oluyoruz ve artık anlatılanları doğrulamak için kanılar değil kanıtlar gereklidir. Romancının, bu yaşanmışlıkları bilmeden, “herhalde böyle olmuş, böyle düşünmüş, böyle hissetmiştir” gibi sınırsız bir özgürlükle, o kişiye ilişkin yargılarını dilediği gibi yazıya dökmesi sonucu ortaya çıkan insan portresi ile gerçek tarihi kişilik, ister olumlansın ister yerilsin, hiçbir şekilde aynı olamaz, ama, yansıtmanın edebi alandan gelmesi nedeni ile, o gerçek tarihi şahsiyet hakkındaki duygu ve düşüncelerimizi, bir tarih kitabından daha derinden etkiler.

Sonuç olarak, gerçek kişileri, romanda anlatılan kimlikleri ile gerçekmiş gibi sunmanın ya da kabullenmenin etik sorunlar taşıdığını, ayrıca, yazarların, okuyuculardaki o kişilere ilişkin merak duygularını -en hafifinden- kullanmak eğiliminde olduklarını söylemek mümkün. Bu eğilimin kökeninde, toplumdaki medya dili egemenliğinin yattığını düşünüyorum. İnsanlar, olaylar ve düşünceler üzerine yoğunlaşmaktan çok, anlatılan öykülerin çekiciliğini öne çıkaran magazinleşmiş bir anlayışla karşı karşıyayız. Yeni roman örneklerinin, -yazılı/sözlü/görsel medyanın körüklemesiyle- tanınmış şahsiyetlerin yaşamına olan merakının; toplumsal röntgenciliğin taleplerine, yani ihtiyaca cevap vermek çabası -piyasa koşulları- dikkate alınmadan değerlendirilmemesi gerekiyor...!

 

A. Ömer Türkeş

İLETİŞİM edebiyatokyanus@gmail.com  
   
Reklam  
   
edebiyatokyanus 395932 ziyaretçi (760338 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=